ARKADAŞLIK

Merhaba, bugün arkadaşlıkla ilgili birkaç şeye değinmek istiyorum. Hepimiz ömrümüz boyunca girdiğimiz ortamlarda, okul hayatı boyunca, komşularımızla, kuzenlerimizle veya sosyal medya yoluyla arkadaşlıklar kurmuşuzdur. Peki sizin arkadaşlık tanımınız nedir? Sadece güzel vakit geçireceğiniz, derdinizi sıkıntınızı paylaşmadan gülüp eğleneceğiniz, kendinizi kötü hissettiğinizde sırf onun gözündeki imajınız bozulur korkusuyla aramaktan çekineceğiniz kişiler mi? Yoksa beraber gülüp eğlenmenin yanı sıra, sizin derdinizi kendine dert eden, size değerli vaktini ayıran, yardımcı olmaya çalışanlar mı? Çoğu kişi ikincisini seçecektir. Neden mi? Sadece gülüp eğlenmek için yanınıza gelen, onun dışında hiç bir şekilde vaktini ayırmayan insanların asalaktan ne farkı var? Böyle insanlar hayatımızdayken sağlam bir psikolojiye sahip olmak mümkün mü? Sizce gerçekten size dost olan birkaç kişi hayatınızda varsa, uzun süreli depresyonlar mümkün mü hayatınızda? Sanmıyorum… Neredeyse çoğumuz, özellikle lise ve üniversite yıllarında vaktimizin çoğunu arkadaşlarımızla geçiriyoruz. Fakat belli bir müddet sonra aynı ortama girme mecburiyeti kalmayınca, araya soğukluk giriyor ve artık yolda görsek selamlaşmayacak duruma geliyoruz. Üniversite döneminde yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmeyen, çektiğiniz her fotoğraf karesinde bulunan, dostum dediğiniz kişiler, bir de bakıyorsunuz üniversite bitince sırra kadem basmış. Veya iş hayatında karşılaştıklarınız… Aileniz sizi evde yemeğe beklerken, iş arkadaşlarınız “Çıkışta şuraya gidelim. Bak burda çok güzel bir mekan açılmış. Eee, bugün ne yapalım?” diye diye, tüm vaktinizi alır. Değerli aileniz de sizi evde bekler durur. Sizi o kadar severler ki, her şeyin farkında olmalarına rağmen çoğu zaman doğru dürüst tek bir laf bile etmezler, üzülmeyin diye. Kendiniz görün isterler üstelik. Gülmeceli eğlenceli grubunuzdan başınızı kaldıramazsınız, ne kendinize vakit ayırabilirsiniz, ne ailenize, ne gerçek dostlarınıza. Sonrasında içinizden birileri ayrılıp başka yere geçti mi, ne arayıp ne sorar. Siz arar sorar, görüşmek için üsteler, sizin çabalarınızla belki bir müddet devam eder. Ama gün gelir yorulduğunuzda bi anda dank eder kafanıza, “Yahu hep ben arıyorum. Hele bi bakayım ben aramadan beni arıyor mu?” Beklersiniz… Günler, haftalar, aylaaaar geçer üzerinden. Aramazlar… Zaman geçtikçe siz de peşine düşmezsiniz artık. Sizin için de bi kıymeti kalmamıştır o kişinin. İyi de, ya kendinizden, ailenizden çaldığınız o kıymetli zamanlarınız ne olacak? Önemseyin bunu da. Ömrümüz çok kıymetli değerli dostlar, bir saniyesini bile kıymet bilmezlere heba etmeyelim. Gerçekten bize değer veren insanlara vakit ayıralım. Yoksa ömrümüzü, bir hiç uğruna heba etmiş oluruz. Hayatınızda kıymet bilen insanlar olması dileğiyle…

Kadın olmak ve İnsan olmak…

Kadın olmak zor, çok zor… Hem fiziksel, hem ruhsal, hem duygusal açılardan. Küçükken adamakıllı dışarda oynayamazsın bile, her istediğini yapamazsın. “Sen kızsın, ayıptır.” lafını duyarsın binbir kez. Evine misafir gelir, senin ilgilenmen beklenir. Erkek ne yapsa veyahut ne yapmasa, sıkıntı olmaz. Fakat senin yaptığın en ufak bi hareket büyük kusur olur. Okula gider gelirsin, erkek çantasını eve attığı gibi soluğu top oynamada alır, kimi zavallı kızcağızlar da ev işlerine koştururlar. Tabi ya, anaları da kadın… Onca evin, çocuğun yükünü onlar nasıl tek başına taşısın, kızlarından medet umarlar çaresiz. Sonra büyürler tabi. Kimi kızlarımızın babaları, “Kızımız artık büyüdü, evlilik çağına geldi. Erkeklerle birlikte okula gitmesi ayıptır.” deyip yollamazlar okula bir daha. Zavallım da evinde evleneceği günü bekleyerek günlerini doldurmaya çalışır. Hadi evleneceği gün geldi diyelim, kocasının evinde de rahata ereceği belli mi? Karın tokluğuna gece gündüz çalışan işçiler gibi. Ne gönlünce giyinebilir, ne gezebilir, ne uyuyabilir rahatça. Çocuk sahibi oldu mu, çocuklarıyla avunur artık. Ama çocukları da aynı yetiştirilme tarzıyla devam eder. Velhasılıkelam, bu döngü böyle sürer gider.

Kadınlar istedikleri gibi yaşayamıyorlar, kimilerinin ömrü hapis hayatıyla geçiyor. Yalnız bununla da kalmıyor ki. Bir de kalkmış, böyle bir hayatı bile çok görüp ellerinden alıyorlar. Bence bir kadına ömür boyu çile çektirmek de bir cinayet. Ama bir insanın hayatına son vermek bambaşka bir şey. Bunu yapıp da hala nasıl nefes alabiliyorsunuz? Nasıl gözünüze uyku giriyor? İnsanların yüzüne nasıl bakabiliyorsunuz? Döktüğünüz kanlarda boğulup, öldürdüğünüz kadınlara, ailelerine verdiğiniz acının kat kat fazlasını yaşarsınız umarım.

Konuşmakla olmuyor ki. Bitmiyor bu olaylar. Her şeyden önce şu şiddete meyilli erkeklerin hasta psikolojisini bi düzeltmek gerek. Şiddet içerikli diziler yasaklansın. İnsanların bilinçaltına şiddeti aşılayan ne varsa hepsi yasaklansın. Erkeklere çocukluktan itibaren kadına değer vermek öğretilsin, ailelere bununla ilgili eğitimler verilsin. Bunda anne babaya çok büyük roller düşüyor. Ve çocuk sahibi olmak isteyen anne babalara psikolojik testler yapılsın. Psikolojisi sağlam olmayan insanlar çocuk sahibi olamasın. Çocuk sahibi olmak istiyorlarsa bi tedavi sürecinden geçip, psikolojilerini iyileştirip çocuk sahibi olsunlar. Belki bu şekilde nüfusumuz azalır, ama ruh sağlığı daha sağlam nesiller yetişir.

Ayrıca ben kadına şiddet, kadın cinayetleri gibi önemli derecede hassas durumların sürekli medyada konuşulması taraftarı değilim. İcraat yoksa eğer bu tarz olayları konuşmak, bu olayları meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramıyor. Evet, bu yazımda ben de konuşmuş oldum bunu ne yazık ki. Ama bir şeyleri iyi niyetle düzeltmeye çalışırken daha fazla bozmayalım diye yazdım bunu. En iyi nasıl mücadele edebilirsiniz biliyor musunuz? Çocuğunuz, yeğeniniz, kardeşiniz veya öğrencileriniz, çevrenizde küçük çocuk varsa eğer, onlara iyiyi, güzeli, insan sevgisini aşılamaya çalışın. Çevrenizdeki ailelerde kusurlu bir davranış gördünüz mü, onlara doğru yolu göstermeye çalışın. Önce çevremizden başlayalım, böyle böyle yayılacak güzellikler… Böyle böyle yayılacak insanlık…

Can Sıkıntısı

Merhaba, insanların neredeyse tamamının muzdarip olduğu bir konu hakkında yazmak istedim: Can sıkıntısı. İç sıkıntısı, ruhun bunalması gibi çeşitli şekillerde tanımladığımız can sıkıntısına, yaşadığımız bazı kötü olaylar neden olabilir. Bunun dışında, sebepsiz yere de ruhumuz sıkılabilir. Peki can sıkıntısına ne iyi gelir? Canımız sıkıldığında neler yapmalıyız? Bu soruların cevabını bilirsek, belki de sıkıntılarımızı en aza indirebiliriz. Can sıkıntısına iyi gelebilecek şeyleri sizler için sıralıyorum. Bir nebze de olsun sizlere faydası olursa, ne mutlu bana.

1) Sizi meşgul edecek şeyler bulun : “Canım sıkkınken hiç bir şey yapmak istemiyorum.” diyebilirsiniz. Aslında bu madde daha çok, can sıkıntısının önlenmesi için yapılması gereken bir madde. Uzun süre boş kalmamaya çalışın, sürekli meşguliyetiniz olsun. Bu şekilde can sıkıntısına bile vaktiniz olmayacak 🙂

2) Kitap veya dergi okuyun: Can sıkıntısına her kitap da iyi gelmez tabi. Okumayı sevdiğiniz kitaplar, ilgi alanlarınıza göre değişir. Bazı kitaplar kadınlara daha çok hitap eder, bazıları da erkeklere. Polisiye mi aşk romanı mı, tarihi mi, fantastik mi? Önce sevdiğiniz alanı bulun. Ve özellikle mutlu sonlu olsun 🙂 Örneğin; Alexandra Potter’ın “Paris’ten Sevgilerle” ve Sheila Roberts’ın “Melekler Sokağı” kitapları, özellikle kadınların ilgi duyacağı ve can sıkıntınıza iyi gelebilecek, size umut aşılayacak kitaplardan.

3) Çocuklarla vakit geçirin: Anne veya babaysanız ve çocuğunuz sürekli ağlıyorsa bu madde içinizi hiç açmamış olabilir. Ama normal şartlarda, çocuklarla oyunlar oynamak veya oyunlarını izlemek, can sıkıntınıza iyi gelecektir.

4) Oyun oynayın: Fırsatınız varsa arkadaşlarınızla birlikte Play Station oynamak veya telefonunuza sevebileceğiniz, farklı türde oyunlar indirip oynamak, keyifli vakit geçirmenizi sağlayacaktır.

5) Yakınlarınızla vakit geçirin: Ailenizle, arkadaşlarınızla veya akrabalarınızla görüşmeniz, size kendinizi iyi hissettirecek, keyifli vakit geçirmenizi sağlayacaktır.

6) Güzel bir diziye başlayın: Yine sevdiğiniz türlere göre herhangi bir diziye başlamak, güzel vakit geçirmenize fayda sağlayacaktır. Bunun için iki farklı dizi önerim de var sizlere: Friends ve The Big Bang Theory. Güzel ve samimi dostlukların kurulu olduğu bu komedi dizilerini eminim siz de seveceksiniz.

7) Futbol maçı izleyin: Şahsen futbol maçlarının yatıştırıcı bir etkisi olduğu fikrindeyim. Özellikle temponun yoğun olduğu İngiltere Premier Lig maçlarını izlemek, size keyifli gelecektir. Tabi sevdiğiniz takımın yenilmesi sizin için bir başka stres sebebi olabilir 🙂

8) Müzik eşliğinde dans edin: Sevdiğiniz tarzda müzikler dinleyip dans etmeniz de stresinizi azaltıp sizi iyi hissettirebilir.

9) Spor yapın: Özellikle açık havada yapılan yürüyüş, koşu, bisiklete binme gibi aktiviteler gerginliğinizi azaltıp tüm negatif enerjinizi atmanıza yardımcı olacaktır.

10) Yeşil çay için: Yeşil çayın faydaları saymakla bitmez. Bu faydalarından biri de stresi azaltması. Gergin hissederseniz hemen bir yeşil çay yapın kendinize, bir nebze de olsun rahatladığınızı göreceksiniz.

Tüm bu saydıklarım dışında yemek yemek, yemek yapmak, sosyal medyada vakit geçirmek, videolar izlemek, kişisel yazılar yazmak, alışveriş yapmak vs gibi şeyler de can sıkıntınıza iyi gelebilir. Seçin size uygun olanı, sıkılmasın tatlı canınız:) Herkese keyifli, sıkıntısız geçen günler dilerim 😊

Hayata Dair

Her insanın hayata bakış açısı, hayattan beklentileri farklıdır. Burda önemli olan soru şu: “Acaba hayattan keyif alıyor muyum?” Peki hayattan keyif almak için ne yapmak gerekiyor? Bu soruya yanıt vermek için önce kişinin kendini tanıması gerekiyor. Nelerden hoşlanırsınız, nelere üzülürsünüz, nelere veya kimlere değer verirsiniz? Bu hayatta sizi mutlu edenler kimler veya neler? Düşünün. Aileniz, arkadaşlarınız, eşiniz, sevgiliniz, akrabalarınız,… Size değer verenleri düşünün. Ama düşünürken şunu da hesaba katın, siz de onlara gereken değeri veriyor musunuz? Karşılıklıdır her şey, siz karşınızdakine ne verirseniz, genelde onu alırsınız. Çevrenizdekilere değer verin, önemseyin, bunu yaparken kendinizden aşırı ödün vermemek kaydıyla. Bir çift güzel sözü esirgemeyin sevdiklerinizden. Yaşam enerjisi verin insanlara. Siz verin ki, siz de hayat dolu olasınız. Onlarla dolu dolu vakit geçirin; iş yoğunluğuymuş, şuymuş buymuş deyip geçiştirmeyin kimseyi. Çünkü bir güzel davranışınızla hayata dair umut aşılayabileceğiniz insanlar var çevrenizde. Sevdiklerinizi sık sık arayın, sorun, onlara iltifat edin, gezin, birlikte vakit geçirin, karşılıklı kahve için, öpün, sarılın, içinizden gelsin mutfağa girip güzel bi kek, kurabiye pişirin onlara. İmkanlarınız ölçüsünde çevrenizi ve gününüzü güzelleştirin. İçinizdeki sevgi, inanç, umut var oldukça tüm güzellikler sizinle olacaktır. Herkese umut dolu, güzel günler dilerim…